Nasreddin Hoca

Nasreddin Hoca’nın doğum ve ölüm zamanı net olarak bilinmemektedir. 1200’lü yılların başlarında doğduğu düşünülmektedir. Doğum yeri olarak ise birçok görüş vardır. Bir rivayete göre Konya’nın Akşehir ilçesine bağlı olan Sivrice köyünde doğmuştur. Diğer bir rivayete göre ise Eskişehir’in Sivrihisar ilçesine bağlı Hortu köyünde doğmuştur. Yapılan son incelemelere göre Sivrihisar’da doğmuştur. Sivrihisar Müftüsü Hasan Efendi’nin Mecmua-i Maarif isimli eserinde yer alan bilgiye göre 1208 yılında doğmuştur. Aynı esere göre babasının adı Abdullah, annesinin adı Sıdıka’dır.

Nasreddin Hoca’nın babası imamdı ve temel eğitimini babasından almış, daha sonra ise medrese eğitimi almıştır. Babası vefat edince ise Hortu’ya dönmüş ve köy imamlığı yapmaya başlamıştır. Mecmua-i Maarif eserine göre 1237-1238 arasından köy imamlığı için Mehmed adında birisini bırakmış ve Akşehir’e göç etmiştir. Saltukname’ye göre Mahmud-ı Hayrani’nin dervişi olmuş ve onun bir başka dervişi olan Sarı Saltuk ile arkadaşlık kurmuştur. Ayrıca Mevlana Celaleddin-i Rumi ile de dostluk kurmuştur. Hayrani’nin Mevlevilik, Yesevilik veya Rufalik yolunda gittiği düşünülmektedir.

Akşehir’de aldığı eğitimler ile Akşehir’de kadılık veya kadı naipliği yapmıştır. Ankara, Kütahya, Bilecik, Afyonkarahisar civarında yaşamıştır. 1284 yılında Akşehir’de vefat etmiştir.

Bazı rivayetlere göre Timur ya da Alaeddin Keykubad döneminde yaşadığı söylenmektedir. Evliya Çelebi’nin Seyahatname isimli eserinde I. Murad ve I. Bayezid döneminde yaşadığı belirtilmiştir. Ancak yapılan araştırmalar ile 13. yüzyılda yaşadığı görülmektedir. Fıkralarında geçen Timur figürünün İlhanlıların hükümdarı Keygatu (Geyhatu Han 1259-1295) olma ihtimali vardır.  Keygatu 8 yıl Akşehir’de ordugah kurmuştur.

Nasreddin Hoca’nın Efsanevi Kişiliği

Anlatılan fıkralarda hazırcevap, bilgin, ermiş kişilik özellikleri taşımaktadır. Anlatılan bu fıkraların birçoğunun ona ait olmadığı ve onun adına başlanmış olduğu düşünülmektedir. Yazmaların çoğunda ermiş kişiliği hakkında birçok fıkra bulunmaktadır. Nasreddin Hoca hakkındaki bazı fıkralar Bektaşi fıkralarıdır. Fıkralarda manasız hareket eden ve manasız söz söyleyen bir kişiliğe sahiptir. Ancak bu garip davranışların altında alınacak dersler vardır. İsmail Hami Danişmend, ‘’Nasreddin Hoca’yı budala vaziyetine sokan bizim yazarlarımızdır’’ demiştir.

Eski tarihli Karatepeli fıkralarındaki anlatılarda yer alan ana karakter Nasreddin Hoca olarak değil Sivrihisarlı olarak yer almaktadır. Bu fıkraların en eski tarihli olanı 15. yüzyıla dayanmaktadır.

Nasreddin Hoca ölümünün ardından Türk kültürünün bir motifi haline gelmiştir. Nasreddin Hoca’nın ağlayarak değil gülerek doğduğu söylenmektedir. Akşehir’de bulunan türbesini ziyarete gelenlerin gülmeden duramayacaklarını ve gülmemek için kendilerini zorlayanların başına bir şey geleceğine inanılmaktadır. Yeni doğan çocukların göbek bağı türbeye gömüldüğü zaman çocukların Nasreddin Hoca gibi zeki, hoşgörülü ve ahlaklı bir kişiliğe sahip olacağına inanılmaktadır. Milli Mücadele döneminde Mustafa Kemal’in de türbeyi ziyaret ettiği bilinmektedir. Kuraklık döneminde Nasreddin Hoca’nın türbesinin önünde yağmur duasına çıkılmaktadır. Nasreddin Hoca’nın türbesinin dört yanı açıktır ve kapısında kilit bulunmamaktadır.

Nasreddin Hoca Anadolu kökenli bir karakterdir. Ancak Türkçe konuşulan ülkeler ve Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetinde yaşamış ülkelerce de benimsenmiştir. Fıkralar günümüzde Çinliler, Bulgarlar, Ermeniler, Macarlar, İtalyanlar, Ruslar ile Türk olmayan birçok toplumlarda yer almaktadır.

Nasreddin Hoca Fıkraları

Nasreddin Hoca fıkraları 14. yüzyıldan beri sözlü ve 1571 yılından veri yazılı olarak aktarılmaktadır. İlk yazılı eserde 43 olan fıkra sayısı ilerleyen dönemde daha da artmıştır. Günümüzdeki basma eserlerde bu sayı binler ile ifade edilmektedir. Ancak gerçek

fıkraları yüzler ile ifade edilebilir. Bu fıkraların çoğu ilerleyen dönemde Nasreddin Hoca adına bağlanmış uydurma fıkralardır. Halkbilimci Şükrü Kurgan Nasreddin Hoca’ya ait olamayacak fıkraları 10 başlık altında toplamıştır.

  1. Sarhoşluk ve içki ile ilişkilendirilmiş fıkralar ona ait değildir. Çünkü Nasreddin Hoca Sünni Müslüman’dır ve içki haramdır.
  2. Ahmak ve budala olarak gösterildiği fıkralar ona ait değildir.
  3. Servet, köle ve cariyeler ile ilişkilendirilen fıkralar Nasreddin Hoca’ya ait değildir. O ömrü boyunca yoksul olarak yaşamıştır.
  4. İffetsizlik ve çapkınlık ile ilgili olan fıkralar ona ait değildir.
  5. Cimrilik ile ilişkilendirilen fıkralar ona ait değildir.
  6. Kaba kuvvet kullanılan fıkralar ona ait değildir. Nasreddin Hoca problemlerini akı yolu ile halleder.
  7. İki yüzlülük, çıkarcılık ile ilişkilendirilen fıkralar ona ait değildir.
  8. Nasreddin Hoca’nın dik başlı ve zorba olarak ilişkilendirilen fıkralar ona ait değildir.
  9. Tasavvuf ile ilişkilendirilen fıkralar ona ait değildir. Çünkü o mutasavvıf geçinenlerin karşısındadır.
  10. Anlatılan ve yazılan fıkralar dakikalar ve sayfalar sürüyorsa bu fıkralar ona ait değildir. Onun fıkraları kısa ve özdür.

Nasreddin Hoca’nın fıkralarında mitolojik olaylara da yer verilmiştir. Ağaçtan öte bir yol fıkrasında Tengri inanışındaki yaşam ağacına bir bağlantı kurulmaktadır. Nasreddin Hoca’nın birçok fıkrasında eğitici unsurlar bulunmaktadır. Eğitimci Nükhet Tör, Nasreddin Hoca fıkralarının yüzde 35’inde eğitici değerlerin bulunduğu ve onun bir eğitim felsefesi olarak ele alınması gerektiğini söylemiştir. Nasreddin Hoca fıkralarının bir kısmı aynı zamanda toplumsal kuralları savunmaktadır. Aynı zamanda toplumsal kuralların yerine ve zamanına göre değişebileceğini göstermektedir. Bu durum elin ağzı torba değil ki büzesin isimli fıkrasında görülmektedir.

Kaynak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa Dön